ÇOCUK VE KENT

Ayşegül Ağur
4 min readJul 18, 2021

Dünya nüfusunun yaklaşık üçte birini oluşturan çocuk nüfusunun söz konusu kent yaşamında temsil olduğunda adeta bir azınlık konumunda olduğunu daha önce fark etmiş miydiniz?

Sosyal bilimler alanında çocuk ve kent arasındaki ilişkiye odaklanan ilk yazınlar ancak sanayi devriminin hemen sonrasına dayanmaktadır. Sanayi devrimi; çocukların iş yaşamının ayrılmaz bir parçası olması, kalabalık konutlar, hijyenik olmayan ortamlar, artan nüfusa bağlı olarak barınma sorunu, gecekondulaşma, yetersiz altyapı hizmetleri…

Kent yaşamında çocukların ve gençlerin sorunlarını en iyi bilen kişiler o alanı deneyimleyen, okula giden, sokağında oyun oynayan kişilerden başkası olamaz. Bu nedenle onların sorunlarını tespit etmek için elbette yine onlara danışılması gerekir. Çocukların ve gençlerin beklentilerini karşılayacak, ihtiyaçlarını giderecek, sürdürülebilir ortamlar için onların beklentilerinin ne olduğunu anlamalı bunun yolu da çocukların planlama sürecine etkin bir şekilde katılabildiği, gelecekte çevrelerini olumlu etkileyebilecek birer birey olmaları, çocukların yaşadığı mekanla güçlü birer fiziksel, psikolojik ve sosyal bağ kurabilmelerinin yolu şüphesiz ki çocuk katılımından geçmektedir.

Çocuk ve kentsel planlama konusundaki ilk çalışmaların başında UNESCO desteği ile Amerikalı kentsel tasarımcı Kevin Lynch tarafından Growing Up in Cities (Şehirlerde Büyümek) projesi gelmektedir. Çocuk ve gençlerin beklentilerine karşılık vermenin önemi vurgulanmış ve kentlerin, mahalle ve köylerin dönüşüm sürecinde onların yaratıcılıklarından da ilham alınması gerektiği savunulmuştur. 1

Günümüzde UNICEF’in önderlik ettiği çocuk dostu şehirler hareketi yerel yönetimlere kentsel alanın nasıl çocuk dostu bir yer haline getirilebileceği konusunda bir kılavuz ortaya koymuştur.

Hızla dönüşen kent yaşamı nedeniyle çocuk dostu şehir kavramı konusunda tek bir tanım yapmak pek de kolay bir iş değil. Sosyal yapılarla birlikte değişen kent yeni yeni mekanlar da talep etmektedir. bunun sonucu bir kentin çocukların ihtiyacına nasıl karşılık verebileceği sorusunun cevabı da coğrafyaya kültüre ülkelerin ekonomik yapısına göre değişkenlik göstermektedir. Bir metropolde yaşayan çocuğun ihtiyacı çevre hakkı etrafında iken, az gelişmiş bir ülkede temiz su kaynaklarına erişim gibi temel ihtiyaçlar olabilmektedir.

UNICEF bu nedenlerle çocukların ihtiyaçlarının gözetildiği şehirler gibi genel bir tanımla yetinmektedir.

Bu haklar;

Şehir hakkında alınan karar mekanizmasında yer alabilme, istedikleri yerler ile ilgili fikir beyan edebilme, sosyal yaşama katılabilme, eğitim sağlık gibi temel ihtiyaçların yeterli düzeyde karşılanabilmesi, temiz su ve diğer altyapı hizmetleri olan yerlerde yaşama, her türlü istismardan korunma, sokakta yalnız başlarına güvenle yürüyebilme, yeni arkadaşlarla tanışabilme ve oyun oynayabilme, bitki ve hayvanların olduğu yeşil alanlara erişebilme, kirlenmemiş bir çevrede yaşama, hiçbir ayrım gözetmeksizin yaşadıkları şehirdeki tüm hizmetlere erişebilme haklarıdır. 2

Ayrıca UNICEF hazırladığı yeni rehber ve kitapçığında kentlerin gelişiminde çocuk haklarının gözetilmesinin altını çizerek adeta mekanda adalet vurgusu yapıyor. Sitede dünyanın farklı yerlerinden çocuk dostu şehir girişimlerine yer verilerek yerel yönetimlerin, STK’ların ve medyanın erişimine açılmış durumda. El kitapçığı ise çocuk dostu şehir uygulama ve stratejik planlama rehberi niteliğinde. 3-4

20. yy’da sanayi devriminin çocuklarının ebeveynlerine göre oldukça farklı çocukluk geçirmeleri gibi bugün de yeni kuşak teknolojik gelişmeler, yeni şehirleşme düzeni sokak ile bağın adeta kopması, yüksek binalar, kısıtlı erişim, trafik problemleri gibi nedenlerle tüm canlılarda bulunan oyun oynama içgüdüsü ile arasına oldukça mesafe girmiş durumda. Seattle’da yapılan bir araştırmada ise, çocukların günde uyanık kaldığı 10 saate karşı yalnızca 12 dakika dışarıda oyun oynadığı belirtiliyor.

“Çocuklar için sokakta oyun oynamanın faydaları şu şekilde özetleniyor:

  • Gerçek mekanlarda, çocuklar birçok farklı nesneyi fiziksel olarak (elleyerek, koklayarak) tanıyabiliyor, bu yaratıcılığın gelişimine katkı sağlıyor,
  • Sokakta oynanan oyunlar motor becerilerinin gelişmesine katkı sağlıyor,
  • Sokakta oyun karşılaşmalara imkan sağladığı için çocukların sosyal becerileri, sorun çözme kapasiteleri gelişiyor,
  • Sokakta bedensel aktiviteyle oynanan oyunlar, odaklanma ve hafıza gelişimini destekliyor.” 5

Bunların yanında sokak deneyiminin bir çocuğun bireyselleşmesine büyük bir katkısı vardır.

Aynı kendiliğinden çatlayan bir yumurta gibi çocuğun iç dünyasında da bir irade ve özerklik yumurtası zamanı geldiğinde çatlar. “Ayakkabımı ben giyeceğim”, “Merdivenden kendim ineceğim”, “O tepeden atlayacağım”, “Hayır, onu yemeyeceğim” veya “Sarı kazağımı değil, yeşil kazağımı giyeceğim” şeklinde cümleler sıkça duyulmaya başlar. Burada bir kendini ortaya koyma, kendi iradesini hissetme ve yapabildiğini deneyimleme ihtiyacı vardır. Eğer çocuğa deneyimleme şansı ve deneyimleme sürecinde destek verilirse, yetkinlik ve özgüven duygusu gelişecektir. Kendisi ile ilgili ‘yapabilirim’, ‘halledebilirim’ şeklinde inançları gelişecektir. Merak ve keşif duygusu ise bu özerkleşme sürecinde adeta yakıt gibidir. Hayatı ve kendimizi keşfetmemizi sağlayan en önemli itici gücümüzdür.” 6

Çocuğa güvenmek ve hakkı olan alanı ona sağlamak için çaba göstermek” diyen Alice Ferguson Playing Out hareketinin başlattı. Playing Out İngilterede çocukların kendi kapılarının önünde oyun oynayabilmelerini savunuyorlar. Fergusan bunun için belediyeyle iletişime geçti ve sokağın bazı günler trafiğe kapatılmasını sağladı. 7

“Sokağı bir kere kapatıp dışarı çıktıktan sonra ekstra hiçbir şey yapmaya gerek kalmadı” diyor, “çocuklar hemen yapacak bir şeyler buluyorlar. Bu deneyim komşuluk ilişkilerimizi de geliştirdi”.

Türkiye’den haberler neler?

Kent ve Çocuk İnsiyatifi: Çocuğa ve çocukluğa odaklanan şehircilik girişimi

Kendilerini “Çocuğun kentte kullanabileceği her mekandaki, güvenlik meselesi, çocuğun kaliteli vakit geçiriyor olması, kaliteli yerlerde eğitim görüyor olması, hizmetlere erişebilirliği, bizim dert edindiğimiz konular ve bu konuda çalışan diğer kurumlarla da işbirlikleri yaparak bu deneyimleri paylaşabileceğimiz bir site kurgusu hazırlıyoruz. Sadece park alanını konu eden değil, oranın erişilebilirliğini, güvenliğini, çevre ilişkilerini de konu eden bir format hazırlayıp, standartlardan da yardım alıp, bunu gündeme taşıyabileceğimiz bir proje kurguluyoruz. “ diyerek ifade ediyorlar. Bunları yaparken çocuğun hayal gücünden daimi bir ilham aldıklarını da belirtiyorlar atölye çalışmaları sırasında “çocukların yıkıntıların arasında küçücük bir yeşil alana bizi götürdüğü ve ‘Burası bizim kuş gözlem alanımız.’ dediği tecrübelerini aktarırken.

Çocukların kentlerde eşit temsil edildikleri, temel ihtiyaçlarının giderildiği çocuk dostu kentler için harekete geçme zamanı! Ne de olsa;

“Bütün yolculuklar evin sokağından başlar.”

Ayşegül Ağur

KAYNAKLAR

1: https://beyond.istanbul/kent-ara%C5%9Ft%C4%B1rmalar%C4%B1-ve-%C3%A7ocuk-dostu-%C5%9Fehir-giri%C5%9Fimlerinde-%C3%A7ocuk-kat%C4%B1l%C4%B1m%C4%B1-5cc398b4748a

2:Innocenti Research Centre (2004) Building Child Friendly Cities: A Framework for Action, Floransa: UNICEF.

3: https://childfriendlycities.org/

4: https://s25924.pcdn.co/wp-content/uploads/2018/04/unicef-child-friendly-cities-and-communities-handbook.pdf

5:https://medium.com/kent-ve-%C3%A7ocuk/%C3%A7ocuklar-ebeveynlerine-k%C4%B1yasla-yar%C4%B1-yar%C4%B1ya-daha-az-sokakta-oynuyor-6de45a0c70de

6:https://medium.com/kent-ve-%C3%A7ocuk/bir-bireyle%C5%9Fme-tecr%C3%BCbesi-olarak-sokak-f504c92aea17?source=---------5-----------------------

7: https://medium.com/kent-ve-%C3%A7ocuk/t%C3%BCm-yolculuklar-evin-soka%C4%9F%C4%B1ndan-ba%C5%9Flar-e8e668ce6b8d

https://medium.com/kent-ve-%C3%A7ocuk/%C3%A7ocuk-dostu-%C5%9Fehirler-i%CC%87%C3%A7in-yeni-rehber-d4c39528c494

--

--